Havass ilmi, Cenâb-ı Hakk'ın yarattığı âlemlerin maddî ve manevî özelliklerini tanıyarak bunlardan insanların hayrına istifade etmeyi amaçlayan ilimlerin ortak adıdır. Tek başına bir ilim dalı değil, pek çok alt ilmi bir araya getiren geniş bir çatıdır. Bu yüzden bugün bir kimsenin havass ilminde "uzman" olduğuna dair kesin hüküm vermek de kolay değildir.
Kapsadığı İlimler
Havass ilmi maddî ilimlerden şunlara dayanır:
- İnsan ve anatomisi
- Matematik
- Fizik ve astronomi (burç ilmi)
- Kimya ve doğa bilgisi
Manevî ilimlerden ise şunları kapsar:
- Ebced ilmi
- Cifr ilmi
- Esmâ-i Hüsnâ ilmi
Bu bilgiler, Kur'ân-ı Kerîm'in bizim "sır" diye adlandırdığımız derin manalarıyla birleştirilerek maddî ve manevî çözümler aranır. Havass, ruhaniyetle ilgili bir ilimdir; ancak yalnızca cinlere hükmetmekten ibaret sanılması yanlıştır. Kur'ân'ın görünen bir yüzü (zâhir) ve gizli bir yüzü (bâtın) vardır; havass ilmi bu ikinci yüzle ilgilenir.
Havass İlminin Tarihi
Havass geleneği kaynağını Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'e (s.a.v.) dayandırır. Bakara sûresinin 102. âyetinde Hârût ve Mârût adlı iki melekten söz edilir; bu âyet, gizli ilimlerin tarihini anlatırken sıkça hatırlanır. Gelenek, maddî âlemin düzeninin manevî âlemin yasalarıyla birlikte işlediğini kabul eder. Bu yasaları tanıyıp uygulayan çok eski kavimler ve medeniyetler olmuştur; Hz. Süleyman'ın (a.s.) da bu ilmi bildiği rivayet edilir. Havass geleneğine göre Peygamber Efendimiz bu ilmi Hz. Ali'ye aktarmış, ilim de nesilden nesile devam etmiştir.
Resûlullah (s.a.v.): "Ben ilim şehriyim, Ali de onun kapısıdır. O hâlde kim ilim isterse kapıya gelsin."
Hz. Ali'nin şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "Şu (Kur'ân) Allah'ın suskun kitabıdır; ben ise Allah'ın konuşan kitabıyım."
Kaynakları ve Âlimleri
Havass ilmine dair Hz. Ali'ye nispet edilen kitabın adı Cifirdir. Bu bilgi sonraki dönemlerde Muhyiddîn-i Arabî, İmam Ahmed el-Bûnî ve İmam Gazâlî gibi âlimlere ulaşmıştır. Havass İslâmî bir ilimdir; Kabala gibi şeytanî kabul edilen yollarla karıştırılmamalıdır. Ecdadımız da bunu bilmiş ve kullanmıştır: padişahların kaftanlarında, kılıç ve hançerlerinde, miğfer ve mühürlerinde dua, tılsım ve vefklere sıkça rastlanır.
Dua, elimizi kaldırıp Cenâb-ı Hakk'a yalvarmaktır; tabiri caizse sözlü bir başvurudur. Havass ilmi ise aynı başvurunun yazılı biçimidir. Bu ilimde amaç, Allah'ın izniyle melekler ve ruhanî görevliler vasıtasıyla yardım istemektir. Havassla ilgilenmek için icazet almak her zaman şart değildir; ancak bazı özel dua ve formüller bunun dışındadır.
Dua, Vefk ve Tılsım
Havass ilminin en önemli uğraşları dua, vefk ve tılsımdır. Bunlar müminlere bir hediye ve ilâhî bir rahmet olarak görülür. Kur'ân âyetlerini şifa niyetiyle okumak ve yazmak da yüzyıllardır süregelen bir gelenektir; elbette tıbbî tanı ve tedavinin yerine geçmez.
Rivayete göre insanın duası melekler vasıtasıyla arşa doğru yükselir. Yolda, kişinin başına gelebilecek bir belâ ile karşılaşır ve aralarında bir mücadele olur. Dua üstün gelirse kabul olur; denk gelirlerse ne istek gerçekleşir ne de belâ iner; dua yenilirse kişinin içinde bulunduğu sıkıntı bir süre daha devam eder.
Havassta Usûl
Havassta yapılan her şey duayı kuvvetlendirmeye yöneliktir. Bu yüzden pek çok kitapta şunlar tavsiye edilir:
- Gusül abdesti almak
- Namaz kılmak, tövbe ve istiğfar etmek
- Duadan önce ve sonra salavât-ı şerîfe okumak
- Odanın, üstün başın ve ağzın temiz olmasına dikkat etmek
- Odayı güzel bir kokuyla tütsülemek
- Sadaka vermek
Kötü kokulu bir yere kötü ruhların (ervâh-ı habîse) toplandığı, güzel kokunun ise onları uzaklaştırıp iyi ruhları (ervâh-ı tayyibe) davet ettiği kabul edilir. Hadîs-i şeriflerde de iki salavat arasında yapılan duanın kabul olunacağı, tövbe ve istiğfar edenin günahlarının bağışlanacağı, namazdan sonraki duaların kabule yakın olduğu bildirilir. Bütün bu şartlar duayı kuvvetlendirmek içindir.
Dualarda Allah Teâlâ'nın bazı isimlerinin, duaların, âyet ya da sûrelerin belirli sayıda okunması istenir. Bu sayılara harfiyen uyulmalıdır: 40 denmişse 40 okunur; "daha iyi olur" diye 50 okunmaz. Yanlış anahtar kapıyı açmaz. Her sûrenin, âyetin ve esmânın kendine has hüddâmı (görevli hizmetlisi) vardır ve her birinin vazifesi farklıdır; Fâtiha sûresinin hüddâmının işini İhlâs sûresinin hüddâmı görmez.
Bunların yanında ebced hesabı, harflerin nûrânî ve zulmânî oluşu, dört unsurun tabiatları ile birbirleriyle uyumu ve zıtlığı, gezegenlerin özellikleri, harfleri ve tütsüleri, sa'd ve nahs vakitler, burçların özellikleri, Ay'ın menzilleri ile Ay'ın ve Güneş'in hangi burçta bulunduğu da bilinmelidir.
Havass ve Vefk Haram mıdır?
Bu sorunun cevabı "Ameller niyetlere göredir" hadîsindedir. Hemen her evde bıçak vardır; zaman zaman kötüye kullanıldığı için bıçağa haram denebilir mi? Önemli olan neyin, hangi niyetle kullanıldığıdır. Havass da yalnızca hayırlı niyetlerle ve kimsenin iradesine zarar vermeden yapılmalıdır.
Topkapı Sarayı'nda Peygamber Efendimizin (s.a.v.), Hz. Ebûbekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali'nin emanetleri sergilenir. Saraydaki padişah kıyafetlerinin, kılıç ve kalkanların pek çoğunda âyet, tılsım ya da vefk bulunur. Bunlar, devrinin en büyük âlimleri tarafından yazılmıştır.
Her şey nihayetinde o büyük kapıya, Allah'ın huzuruna arz olunur. İnsanlar bir velînin kabrini ziyaret ederek dua ederler; asıl maksat, o velînin hürmetine Cenâb-ı Hakk'ın dileklerini kabul buyurmasıdır. Bu, velînin ruhaniyetinden feyz almaktır. Havass ilmi de bunun yazılı olanıdır.
Vefkin İçinde Ne Vardır?
Vefkin içinde Kur'ân-ı Kerîm'den âyetler, dualar, hadisler, âyetlerin ebced hesabıyla yapılmış çalışmaları, tılsımlar ve melek isimleriyle ilgili ruhanî bilgilerden başka bir şey yoktur. Bunları taşımanın kimseye zararı olmadığı kabul edilir. Ne yazık ki bu ilim toplumda küçümsendiği için âlimlerimizin yazdığı pek çok eser kilitli kasalarda çürümeye terk edilmiş ya da yurt dışına götürülmüştür. İbn-i Sînâ gibi büyük âlimlerin eserleri de kendi ülkemizde hak ettiği ilgiyi göremez.
Havass ilmi hakkında sorularınız için WhatsApp: 0547 953 63 63.
Bu sayfadaki bilgiler klasik kaynaklardan aktarılmıştır; hiçbir çalışma sonuç vaadi taşımaz ve tıbbî tanı/tedavinin yerine geçmez.
